Zorlu Süreçler

Yaklaşık 6 aydır zorlu süreçlerden geçiyorum aslında, hızlı ve sert değişimler yaşıyorum, farklı adaptasyon süreçleri geçiriyorum, her zorlukla beraber bir kolaylık da geliyor bir şekilde ama her kolaylık sonrası bir üst model zorlukla karşılaşıyorum smile. Son günlerde de içinde bulunduğum oyunun zorluk seviyesi iyice artmaya başladı smile. Hatırlamıyorum hangi yazımdaydı ama önceki yazılarımdan birinde de bahsetmiştim; sürekli bir yaratım içerisindeyiz. Her saniye kendi gerçekliğimizi yaratıyoruz, farkında olalım ya da olmayalım, bu yaratım anlık oluyor ama anlık yaşanmıyor, üç yıl önceki düşüncenizin sonucunu şimdi yaşıyor da olabilirsiniz. Bununla beraber bu koca evren sürekli bütün ihtiyaçlarımızı karşılıyor, gerçekliğimizi yaratmamıza paralel olarak, evren de bize olay, kişi, durum, ya da para gibi ihtiyaçlarımızı gönderiyor. Bu yazdıklarıma gerçekten inanıyorum ve yıllardır somut bir şekilde bu inanca paralel bir sürü olay da yaşadım.

Korkuların Esiri Olmak

“Hayat, Korkunun Bittiği Yerde Başlar.” - OSHO

Yogaya başlamadan önce bu ve benzeri sözleri üzerine çok düşünmezdim ya da hatırlamıyorum, bilemiyorum smile

Bir şeyi yapmaya ya da yapmamaya karar verme aşamasında korkular tarafından yönetildiğimi yogayla fark ettim. Bir poza girerken(özellikle de ters duruşlar ya da el dengeleri) kapıldığım korku ne söylüyorsa gerçekten de onu yaşıyordum. Ya korktuğum için hiç denemedim ya da deneyip korktuğum şekilde olmasına izin verdim.

Karga duruşundan, kafa duruşuna geçiş akışını ilk kez deneyeceğim zaman(ayrı ayrı iki pozda da durabiliyordum) içimden bir ses, yapamazsın, düşeceksin diyordu ama yine de gözümü karartıp denedim. Karga pozuna girdim, bir süre durup kafamı yere koydum, dizlerim kollarımda kafam yerde o şekilde birkaç saniye durdum fakat içimden bir ses nasıl durabilirsin, düşmelisin sen diye haykırıyordu resmen ve kendimi arkaya doğru fırlattım istemsizce, düşürdüm kendimi. Oysa ki yapmıştım, duruyordum ama o korku o denli içime işlemişti ki tezahür etmemesi imkansızdı!

Öyle Bir Şeyler

Son zamanlarda günler, haftalar hatta aylar nasıl geçiyor anlamıyorum. Zaman kavramımı iyice yitirmiş olabilirim. Bu bilinçsiz yaşamaktan ya da farkındalık yoksunluğundan da kaynaklanmıyor aslında. Hayatım sessiz sakin geçiyor görüntüsü sergiliyor ama sanırım bir hayli yoğun geçiyor ve bir şeyleri takip edemiyorum smile. Evet evet hep yoğunluktan tongue-out.

Bir süredir işsizim, dışarıdan aldığım ufak tefek işleri saymazsak ciddi ciddi işsizim ve teknik olarak bununla beraber günlerimin büyük bölümü boş geçmeliymiş gibi hissediyorum. Hatta o denli hissediyorum ki, günlerim boş geçmediği halde boş geçiyorlarmış gibi geliyor bazen smile.

Sona Yaklaşmak 2

Duşumu aldım günün yorgunluğunu kısmen de olsa attım(önceki yazımı okuyanlar bilirler bugün bisikletle dağa çıkma atraksiyonu yaşandığı için yorgunum, tabi öncesinde yaptığım 30dklık vinyasa akışının da payı var bu durumda). Beyaz çayımı da hazırladım ve yazmaya hazırım.

Aslında bugün yazmak aklımda yoktu, sitemin yönetim panelinde dolaşırken “Sona Yaklaşmak” başlıklı yazımı görünce güncel bilgiler dahilinde yeniden yazmam gerektiğini hissettim smile

Önceki yazıda bahsetmiştim; ailecek Tokat’tan taşınma planlarımız vardı. Aslında uzunca bir süredir planlanan bir şeydi fakat her işte olduğu gibi bunda da zamanının gelmesini bekliyor o sırada rollerimizi

Törpülenmek

Daha çok yolum var gibi görünüyor fakat aceleciliğim sağolsun her zamanki gibi, olacak şeyler bir an önce olsun istiyorum. Bir an önce ihtiyacım olan konularda törpüleneyim, daha sakin ve daha az kırıcı olabileyim. Bunun farkında olmam ve istiyor olmam da bir başlangıçtır sanırım :) böyle avunuyorum şimdilik ((:

Bir çok konuda, ki aslında konunun önemli bir şey olmasına da gerek yok, eften püften bir şey de olabilir; bir anda parlayıp, çeneme bir türlü hakim olamıyorum resmen. Haksız da olmuyorum aslında fakat susmamış olmak bir şey kazandırmıyor tam tersi üzüyor, keşke sussaydım diye düşünüyorum sonra. Ve bu durum belirli insanlarla hemen hemen hergün yaşanıyor, bu kadar sık yaşandığı için de artık resmen gözüme sokuldu, içimden bir ses haykırıyor bana "Yaşananlardan ders al, daha sakin ol, daha çok sus, daha çok düşün, daha az konuş, daha örtücü ol, daha merhametli ol uzun lafın kısası akıllı ol!".

Şu sıralar yoğun ve stressli günler geçiriyorum, bu günlerde daha da kolay sinirlenmek ve susmamak umarım içimden bana haykıran sesi memnun edebilirim :) her şey her an olması gerektiği gibi oluyor ve olacak, umarım memnun olacağım şeyler gerçekleşecektir.

Bu arada, yazmak rahatlatıyor. Yazıyorkende boş boş yazmaktansa buraya yazmayı tercih ediyorum (: