B-Rk - Zor

Nev'in Zor isimli şarkısını çoğunuz gibi ben de çok severim. Yanlış hatırlamıyorsam bundan bir kaç ay önce bunalım dolu bir ruh hali içerisindeyken çalıp söyleyip kayıt etmiştim. Neden bu kadar zaman sonra, saçma sapan bir resim koyaraktan, video hazırlayıp sizlerle paylaşıyorum en ufak bir fikrim yok.. Maksat muhabbet olsun gülelim, eğlenelim, dinleyelim, hüzünlenelim falan yapalım bir şeyler.

C# Short Path

Herkese merhaba.. Aslında yazıya nasıl başlayacağıma dair bile en ufak fikrim yok :D Ne zaman, nerede, nasıl karşınıza çıkar, niye ihtiyaç duyarsınız bilemiyorum.. Geliştirdiğim bir projede, kullandığım kütüphaneye gönderdiğim dosya yollarında, Türkçe karakter bulunmaması gerekiyordu ve bana o zaman lazım oldu (: En basit haliyle sizlere dosya yolunun kısa halini nasıl alabileceğinizi anlatacağım..

Elektrik Sorunsalı

Çedaş'ın çalışma hayatımla bir alıp veremediği varmış gibi gelmeye başlıyor artık. 

Dikkat ediyorum ne zaman enerjik uyanıp dikkatimin dağılmasına izin vermeden çalışmaya başlasam elektrikler kesiliyor.(Sabah 5-5.30gibi uyanmaya başladığımdan beri hep enerjiğim aslında ama dikkat dağılmadan çalışma kısmı bazen olmuyor) 

Sonuç olarak yine elektrikler gitti ve boş boş oturuyorum. İşler güçler beni bekler, saygılar çedaş...

Kendi Kendime Konuşmacalar

Konuşacağım yine kendi kendime smile

Gidiyordum aslında.
Kararımı vermiştim, planımı yapmıştım ve gidiyordum.
Başka bir yerdeydim bugün.
Gitsem bitecekti sanki.
Bir bitiş ya da başlangıçla ilgisi de yoktu aslında ama gitsem bitecekti sanki, öyle hissediyordum.
Gitmedim, gidemedim.
Kendimden bahsederken kullandığım "Bir şey olduysa; böyle olması gerekiyordur der, kabullenir ve yola devam ederim." tanımımı acaba artık kullanmamalı mıyım diye düşünüyorum son zamanlarda.
En azından bazı konularda (:
Evet; hala öyle düşünüyor, inanıyor ve öyle yaşamaya çalışıyorum, fena yönetmiyorum da süreçleri.
Gel gelelimki son birkaç aydır, evren bu tutumumu meydan okuma olarak kabul etmiş de beni sınıyormuş gibi olaylar yaşatyor bana


Anlayamadığım şeyler dışarıda gibi gözükse de kendimdeler aslında.
Algısı açık ve hisleri güçlü bir insan olduğumu düşünüyordum, hatta bunu çokça deneyimlediğim için biliyordum.
Nasıl bu kadar yanlış değerlendirmiş olabilirim her şeyi?
Nasıl bu kadar yanlış tanıdım?
Bu kadar mı kapattım algımı, bu kadar mı kısıtladım farkındalığımı, bütün hislerim bu kadar mı hissizleştirdi beni?
Görmek istediğim ya da umduğum gibi mi değerlendirdim her şeyi?
Bu denli yanılmış olabilir miyim?
Hala, hayır yanılmıyorsun diyor içimdeki ses. Hala yanılıyor muyum =) 
Göreceğim, göreceğiz bakalım.

"İçimiz dışarıya gösterdiğimiz gibi mi?"

Kolaylıkla ve keyifle olur umarım olacak her şey.
Eskiden ne istemem gerektiğinden emindim artık ne istemem gerektiğinden emin değilim.
Biliyorum neyi istemeye devam edersem o oluyor.
Neyi istemeye devam edersen o da oluyor.
Korkulara, endişelere takılı kaldığın bir durumda; korkularını endişelerini gerçekliğe dönüştürüyor evren. Her şeyden sıyrılıp istediğin şeye odaklandığında bu sefer o şey gerçekliğine dönüşüyor. Yine başa dönüyoruz; ne istemeliyim :) 

Telefon Sevmiyor Olmak

Yakınımdakiler zaten bilirler, telefonla konuşmayı sevmeyen hatta telefon kullanmak istemeyen bir insanım (iş hayatı falan derken mecbur kullanmak zorunda kalıyorum tabi). Telefon kullanmayı sevmeyişimden ötürü bir çok şeye bakış açım da farklıydı. Herkes her aradığı zaman ben telefonun başında durup açmak zorundaymışım gibi bir beklenti çok saçma geliyordu bana. Veya ulaşılamadığım durumlarda niye telefona bakmadın? Ne yapıyordun? Neden? Nasıl? Ne? Nerede? Ne zaman? Kiminle? Türünden çıldırmış sorularla karşılaşmak çok saçma geliyordu bana (: ama yaşadığımız toplumun geneline göre böyle olmadığı için "cins" yaftasını ben yiyorum doğal olarak smile gerçi bundan gocunmuyorum da.. Etrafımdakiler "cins" diyip böyle kabul edebiliyorlar beni. Konu tabi nasıl buraya geldi (: Tam yatacaktım ki Ahmed Hulusi'nin retweet ettiği "Modern Dünya Beyniniz İçin Neden İyi Değil.." başlıklı yazıyı gördüm ve okumaya başladım, çok da hoşuma gitti yazı. Genel itibariyle çok güzel bir yazı fakat özellikle yazıda kendimi bulduğum bir bölümü paylaşmak istedim, kendimi buldum ve iyi bari aslında toplum cinsleşmiş ben cins değilmişim diyebildiğim bir bölüm smile

Eski günlerde, telefon çaldığında, biz meşgulsek ya cevap vermezdik ya da telefonun sesini kapardık. Tüm telefonlar duvara monteli olduğu için de, her zaman aradığımız kişiye ulaşabileceğimiz gibi bir beklentiye sahip olmazdık. (belki o kişi yürüyüşe çıkmış olabilirdi ya da başka yerde olabilirdi.) Dolayısıyla eğer bir kişi size ulaşamazsa, ya da siz ulaşılıyor olmak istemediğinizde, bu normal kabul edilirdi. Şimdi ise, daha çok insanın tuvaletten çok cep telefonu var. Bu da şöyle bir şey yarattı;sizin için uygun olduğu bir zamanda siz, onun için uygun olup olmadığının önemi olmadan istediğiniz kişiye ulaşabilmelisiniz! Bu beklenti, öylesine yerleşmiş ki, toplantıda olan bir kişi telefon çaldığında açıp: “Özür dilerim,şu anda konuşamayacağım, toplantıdayım” şeklinde cevap vermek rutin hale gelmiş. Sadece 10 ya da 20 yıl önce, aynı kişiler, toplantıdayken sabit hatlı telefonları çaldığında onları cevapsız bırakmaktaydı ki bu, ulaşabilirliğin beklentisi açısından günümüze göre çok farklı bir tavır.