Sona Yaklaşmak 2

Duşumu aldım günün yorgunluğunu kısmen de olsa attım(önceki yazımı okuyanlar bilirler bugün bisikletle dağa çıkma atraksiyonu yaşandığı için yorgunum, tabi öncesinde yaptığım 30dklık vinyasa akışının da payı var bu durumda). Beyaz çayımı da hazırladım ve yazmaya hazırım.

Aslında bugün yazmak aklımda yoktu, sitemin yönetim panelinde dolaşırken “Sona Yaklaşmak” başlıklı yazımı görünce güncel bilgiler dahilinde yeniden yazmam gerektiğini hissettim smile

Önceki yazıda bahsetmiştim; ailecek Tokat’tan taşınma planlarımız vardı. Aslında uzunca bir süredir planlanan bir şeydi fakat her işte olduğu gibi bunda da zamanının gelmesini bekliyor o sırada rollerimizi

Demir Demirkan - Doya Doya Cover

13 Ekim 2011'de kaydetmişim bu şarkıyı smile Yanlış hatırlamıyorsam şarkı da yeni çıkmıştı o sıralar, ben de elimden geldiğince çalmaya söylemeye çalışmışım.
Kayıtlarım arasında da en sevdiğim kayıt bu olabilir gibi. "Bal Gözlü Arpejim" ile yarışabilir en azından.

Her neyse..

Bilgisarımda dosyalar arasında gezinirken karşıma çıktı, paylaşmak istedim smile

Hala Aşk Var mı?

Bilgisayarda kayıtlarımı dolaşırken denk geldim aslında çok iyi bir kayıt değil fakat nedense etkiliyor beni :) Bir yandan da eskilere götürüyor olmasının da etkisi var muhtemelen. 2011 yılından bir kayıtmış. Dinleyin bakalım (:

Saçmalamaca

Eskiden iyi günlerimiz, dostlarımız vardı diye bir şarkısı vardı rahmetli Barış Akarsu'nun. Şimdi niye böyle başladın yazıya diyeceksiniz, gayet haklısınız da. Yapacağım saçmalamalar eski günlere dair olacağı için o şarkıyı anımsamış olmalıyım. Baya bir süredir sitemi yenileyince içerik girmeye başlayacağım diye kendimi kandırdığımı fark ettim. Sonuçta eski veritabanındaki içerikleri yenisine aktaracağıma göre, eski site yeni site ya da içeriğin ne zaman girildiğinin bir önemi kalmıyor. E peki neden eskisi gibi yazmıyor, çizmiyor, videolar paylaşmıyorum acabaa diye sorguladım kendi kendime. 

Eskiden daha çok vaktim mi vardı? Daha mı enerjiktim? Ya da yaşlandım mı?(tabii her yaratılmış gibi yaşlanıyorum ama içi geçmiş v.s. denir ya o hale mi geldim acaba) Şöyle bir göz gezdirdim de siteye, bir gayret programlama anlatmaya çalışmışım insanlara, ya da linux üzerinden wireless şifresi kırmayı anlatmışım(bir ara da o vardı, radyoya gidip karşıdaki otelin wifisini kırıp onu kullanırdım(ttnet'e saygılar(parantez inception'ı yaşadık farkındayım))) hayatımla ya da o an ilgilendiğim şeylerle ilgili yazılar yazmışım, videolar paylaşmışım(bunu yine yapıyorum kısmen) öyle ya da böyle iyi kötü aktifmişim sitede. 

Şu sıralar da tam tersi, siteyi yenileme düşüncem var fakat, kategorileri kaldıracağım, programlama anlatmayı bırakacağım(zaten yeteri kadar anlatamam da hem bilgim hem de enerjim yok malum bir şey anlatılırken bile yeni bir şeyler çıkıyor yetişmenin imkanı yok neredeyse) aslında programlama anlatmamak ya da kategorileri kaldırmak falan neyse, direkt siteyi kapatmayı da düşünüyordum ama ondan vaz geçtim, bu kadar yıl durdu, ben hayatta olduğum sürece de dursun. Bu arada bu satırları yazarken bir yandan da hala düşünüyorum neden eskisi gibi değil diye. Sanırım büyümek, iş güç, gündelik meşgaleler, yoga falan derken vaktim / enerjim kalmıyor bu işe. Evet evet neden bu olmalı.

Bir şekilde ayar çekeceğim her şeye ve siteyle ilgilenmeye başlayacağım. Bunu da buraya yazıyorum:P

Bir de unutmadan bu sözümü unutmayın gençler.;

Ne kadar dönersen dön, kıçın arkadadır.