Bakasana (Crow Pose) Denemesi

Bir iki gün önce sevdiğim bir arkadaşım blogun olduğunu keşfettim ama sürekli yoga ile ilgili yazıyorsun demişti şimdi onu hatırladım smile Git gide hayatımın merkezinde yer edinmeye başlıyor yoga, belkide çoktan oraya yerleşti bile. Her neyse.. Konuya döneyim.

Bu sabahki yoga rutinimden sonra hand stand, forearm stand ve crow pose denemeleri yapmaya başladım hoş crow olmasa da handstand ve forearm stand'e takmış biri olarak her sabahki rutin sonrası onlar üzerinde çalışmak da ayrı bir rutin oldu gibi. Seviyorum tepe taklak olmayı ve aynı zamanda güçlenmeyi o an vücudumu dinlediğimde bana söylediklerini (Fiji McAlphine bol bol always listen to your body diyor, ben de adet edindim) v.s. v.s. diye sıralayabilirim nedenlerini de :) Sonuç olarak crow denemelerinden bir kare paylaşasım vardı paylaşıyorum, her ne kadar henüz olması gerektiği gibi yapabiliyor olmasam da eskiye oranla daha iyiyim. İlerleme ilerlemedir, ne kadar küçük olduğunun önemi yok demişti birisi.

Akıllanmamak

Akıllanmıyorum, ısrarla akıllanmıyorum…

Çok istikrarlıyım bu konuda smile.

Gerçi hakkımı da yemeyeyim. Bu sefer ki sakatlığım vücudumu dinlememekten değil, kendini bilmezlikten kaynaklandı smile.

Dün akşam yemeğinden sonra, şeytan dürtmüş gibi; “Aaa acaba parmak uçlarımda bakasana yapabilir miyim?” dedim kardeşime ve kalktım hemen denedim smile.

Sonuç; yapamazmışım smile. Sağ bileğimden bir çıtırtı sesi geldi ve hareket kabiliyeti bir hayli kısıtlandı. Bugün yoga yapmama da engel oldu. Bir anlık gerzekliğimin veya kendini bilmezliğimin sonucu, bugün yogadan mahrum kaldım. Tabii ek olarak biraz canım da acıyor ama yogadan mahrum kalma bölümü daha can sıkıcı.

Bir de bir şey daha dikkatimi çekiyor; sürekli sağ tarafıma çalışıyorum. Sağ dizim, sağ IT bağım, sağ el bileğim.

Kaza ve düşmeler neyse de, bile bile insanın kendini sakatlaması enteresan oluyor smile. Ama tabi yaşanan olumlu olumsuz her şey, az ya da çok geliştiriyor beni. Umuyorum ki artık akıllanacağım tongue-out.

Bu arada; bugün yogasız kalışımın dışa vurumudur bu yazı.

Astrolojik Etkiler

Dün hem dolunay hem de ay tutulması vardı ve günün ilk saatlerinden itibaren patlamaya hazır bomba gibiydim. Nereden ne bulsam da sinirlenmem bir şeylere dercesine geçirdim bütün günü. Akşam saatlerinde tutulma sonrası da sihirli bir değnek değmişçesine normale döndüm bir anda (: Astrolojik etkilere oldum olası inanmışımdır fakat üzerimde bu denli etkiler hissetmek garipti..

Bu arada ilk defa tabletten yazı yazdım ve siteye ekledim. Bunun da mutluluğunu yaşıyorum. Gerçi arabada olduğumdan biraz da midem bulunmaya başladı yazmaktan :d yeter bu kadar.. Tokat'a döndüğümde görüşürüz gençler (:

Kendi Kendime Konuşmacalar

Konuşacağım yine kendi kendime smile

Gidiyordum aslında.
Kararımı vermiştim, planımı yapmıştım ve gidiyordum.
Başka bir yerdeydim bugün.
Gitsem bitecekti sanki.
Bir bitiş ya da başlangıçla ilgisi de yoktu aslında ama gitsem bitecekti sanki, öyle hissediyordum.
Gitmedim, gidemedim.
Kendimden bahsederken kullandığım "Bir şey olduysa; böyle olması gerekiyordur der, kabullenir ve yola devam ederim." tanımımı acaba artık kullanmamalı mıyım diye düşünüyorum son zamanlarda.
En azından bazı konularda (:
Evet; hala öyle düşünüyor, inanıyor ve öyle yaşamaya çalışıyorum, fena yönetmiyorum da süreçleri.
Gel gelelimki son birkaç aydır, evren bu tutumumu meydan okuma olarak kabul etmiş de beni sınıyormuş gibi olaylar yaşatyor bana


Anlayamadığım şeyler dışarıda gibi gözükse de kendimdeler aslında.
Algısı açık ve hisleri güçlü bir insan olduğumu düşünüyordum, hatta bunu çokça deneyimlediğim için biliyordum.
Nasıl bu kadar yanlış değerlendirmiş olabilirim her şeyi?
Nasıl bu kadar yanlış tanıdım?
Bu kadar mı kapattım algımı, bu kadar mı kısıtladım farkındalığımı, bütün hislerim bu kadar mı hissizleştirdi beni?
Görmek istediğim ya da umduğum gibi mi değerlendirdim her şeyi?
Bu denli yanılmış olabilir miyim?
Hala, hayır yanılmıyorsun diyor içimdeki ses. Hala yanılıyor muyum =) 
Göreceğim, göreceğiz bakalım.

"İçimiz dışarıya gösterdiğimiz gibi mi?"

Kolaylıkla ve keyifle olur umarım olacak her şey.
Eskiden ne istemem gerektiğinden emindim artık ne istemem gerektiğinden emin değilim.
Biliyorum neyi istemeye devam edersem o oluyor.
Neyi istemeye devam edersen o da oluyor.
Korkulara, endişelere takılı kaldığın bir durumda; korkularını endişelerini gerçekliğe dönüştürüyor evren. Her şeyden sıyrılıp istediğin şeye odaklandığında bu sefer o şey gerçekliğine dönüşüyor. Yine başa dönüyoruz; ne istemeliyim :)