Kendi Kendime Konuşmacalar

Konuşacağım yine kendi kendime smile

Gidiyordum aslında.
Kararımı vermiştim, planımı yapmıştım ve gidiyordum.
Başka bir yerdeydim bugün.
Gitsem bitecekti sanki.
Bir bitiş ya da başlangıçla ilgisi de yoktu aslında ama gitsem bitecekti sanki, öyle hissediyordum.
Gitmedim, gidemedim.
Kendimden bahsederken kullandığım "Bir şey olduysa; böyle olması gerekiyordur der, kabullenir ve yola devam ederim." tanımımı acaba artık kullanmamalı mıyım diye düşünüyorum son zamanlarda.
En azından bazı konularda (:
Evet; hala öyle düşünüyor, inanıyor ve öyle yaşamaya çalışıyorum, fena yönetmiyorum da süreçleri.
Gel gelelimki son birkaç aydır, evren bu tutumumu meydan okuma olarak kabul etmiş de beni sınıyormuş gibi olaylar yaşatyor bana


Anlayamadığım şeyler dışarıda gibi gözükse de kendimdeler aslında.
Algısı açık ve hisleri güçlü bir insan olduğumu düşünüyordum, hatta bunu çokça deneyimlediğim için biliyordum.
Nasıl bu kadar yanlış değerlendirmiş olabilirim her şeyi?
Nasıl bu kadar yanlış tanıdım?
Bu kadar mı kapattım algımı, bu kadar mı kısıtladım farkındalığımı, bütün hislerim bu kadar mı hissizleştirdi beni?
Görmek istediğim ya da umduğum gibi mi değerlendirdim her şeyi?
Bu denli yanılmış olabilir miyim?
Hala, hayır yanılmıyorsun diyor içimdeki ses. Hala yanılıyor muyum =) 
Göreceğim, göreceğiz bakalım.

"İçimiz dışarıya gösterdiğimiz gibi mi?"

Kolaylıkla ve keyifle olur umarım olacak her şey.
Eskiden ne istemem gerektiğinden emindim artık ne istemem gerektiğinden emin değilim.
Biliyorum neyi istemeye devam edersem o oluyor.
Neyi istemeye devam edersen o da oluyor.
Korkulara, endişelere takılı kaldığın bir durumda; korkularını endişelerini gerçekliğe dönüştürüyor evren. Her şeyden sıyrılıp istediğin şeye odaklandığında bu sefer o şey gerçekliğine dönüşüyor. Yine başa dönüyoruz; ne istemeliyim :) 

Değişimler

Son 1 yıldır falan iyice bastırdı sanırım şehir hayatından, insanlardan uzaklaşıp sessiz sakin kendi halinde kafana göre takılabileceğin şekilde yaşayabileceğin bir yerde olma arzusu. Ama bir çok şeyde olduğu gibi bunu da en uç noktalarda istiyorum. Direkt hiç insan olmasın, tamamen doğa, elektrik, telefon(hayatımda olmadığına en çok sevineceğim şey bu olabilir) v.s. yok, ilk insanların hayatına yakın bir hayat. Tabi şimdilik bu çok ütopik bir düşünce ama yine de aklımda olduğuna göre vardır bir hikmeti.

Şehir hayatını bırakıp dağa yerleşen, bisikletine atlayıp Dünya turuna çıkan ya da sırtına çantasını alıp bütün yaşantısını geride bırakıp içinden geldiği gibi, içinden geldiği yere gidip, içinden geldiği şekilde yaşayan ve bu derece cesaretli olan insanları bayadır imrenerek takip ediyorum(internetten haberim olabildiği kadar, peşlerine drone takmadım). Takip ettikçe de daha da istemeye başlıyorum. Aslında hayatımdan memnunum her şey çok güzel gidiyor, elbet inişler çıkışlar oluyor ama genele bakacak olursam her şey fazlasıyla güzel. Fakat buna ek olarak bir şeyler eksik hayat, yaşamak böyle olmamalı.

Sen Beden Değilsin!

Beden - Beyin - Ruh ve Bilinç arasındaki ilişki ve dolayısıyla yaratılışla ilgili faydalı ve güzel bir video. Özellikle kendini tanımak yada kader konusunda daha geniş düşünebilmek isteyenlere tavsiye ediyorum bu videoyu (:

BMA - Aşk

Merve, Alperen ve ben üçlüsü olarak yine karşınızdayız yine bol eğlenceli bir gündü 3 saatte 3 video ancak çekebildik gülmekten. Aslında deneysel bir şarkı oldu bu, şarkının malum aaaaaaaa ağağaaaaa kısmını kafa sesine çıkarak yapabileceğimi düşünmeye başlamam sonucu gerçekleşti her şey. Üzerinde bir süre çalışılsa aslında iyice oturabilir gibi :D Neyse dinleyin bakalım..